Konserden sonra hemen eve dağılmayınca akşam daha güzel kapanıyor
Geçen hafta çıkışta bir çay içtik. Konserden çok hangi şarkıda kimin neyi hatırladığını konuştuk. Ertesi güne kalan da o sohbet oldu.
DEMİŞKEN KEŞFET
Bir örnek seç, soruyu kendine göre düzenle ve şehirdekilerle konuşmaya başla.
Geçen hafta çıkışta bir çay içtik. Konserden çok hangi şarkıda kimin neyi hatırladığını konuştuk. Ertesi güne kalan da o sohbet oldu.
Tek başıma yaşayınca koca göbek birkaç günde bitmiyor. Salatadan başka aklınıza gelen, uğraştırmayan bir kullanım var mı?
Sabahın çok erken saatindeki sefer uygundu ama oraya ulaşmak ayrıca masraf oldu. Artık bilete bakarken evden çıkış saatini de yazıyorum.
Fotoğrafları sonra açmıyorum. Aklımda kalan eserin adını ve bir cümleyi yazsam daha iyi hatırlarım gibi geliyor ama gezerken de sürekli defter çıkarmak istemiyorum.
Sonra bakarım diye bıraktıklarım ekranın üstünde nokta oldu. Yer işaretine taşıyınca da bir daha açmıyorum. Sizin durum nasıl?
Kitap uygun ama tek kitap alınca kargoyla aynı paraya geliyor. Sırf sepet dolsun diye okumayacağım kitap almak da istemiyorum.
Yeni bir şey açınca hep tek şarkıya atlıyordum. Dün albümü baştan sona bıraktım; sevmediğim sandığım şarkı aradaki yerinde daha iyi geldi.
Koyu renkli her şeyi kıyma sanmak iyi bir yöntem değilmiş. Şimdi içindekini ve koyduğum tarihi kâğıt banda yazıyorum. Etiketi üşenip atladığım paket yine en sona kalıyor.
Eski bir işi açmam gerekti, aynı dosyanın altı sürümü var. Tarihle isimlendirmek yeter mi, klasör mü ayırıyorsunuz?
Kilogram fiyatına bakıp alıyorum ama evdeki saklama alanını hesaba katmıyorum. İki kişilik evde her ürünü büyük almak mantıklı gelmemeye başladı.
İndiğim yerde bir cümlenin ortasında kalıyordum. Öykü kitabında birini bitirip kapatmak daha kolay geldi. Romanı evde okumaya devam ediyorum.
İnternette gördüğüm düzenleyicilere bakıyordum. Önce kullanmadığım iki kapağı ayırdım, kalanlar zaten sığdı. Bir şey almadan önce dolabı boşaltmak gerekiyormuş.
İki gündür kafamda dönüyor, tek bir kelime gelmiyor. Arkadaşa mırıldandım, o başka şarkı söyledi; şimdi ikisi birden karıştı.
Oyuncu çok yakında olunca yüzümdeki ifadeyi düşünüp oyundan kopuyorum. Arkadaki sıra bana daha rahat geliyor, arkadaşım da yakın olmayı seviyor.
Paçası uzun diye iki yıldır elim gitmiyormuş. Yeni pantolon bakarken fark ettim. Tadilat fiyatını sorup yaptırmak benim için daha iyi çıktı.
Bir şarkıyı sahne kaydından öğrenmişim, asıl halini duyunca yavaş geldi. Hangisinin önce dinlendiği zevki biraz belirliyor galiba.
Ertele diye diye sonunda kötü bir anda yeniden başlatmak zorunda kalıyorum. Düzenli ayırdığınız bir zaman var mı?
Asıl dert yemek hazırlamak değil kapak eşleştirmekmiş. İki aynı boy kavanozu sadece bu iş için ayırdım, başka yere koymamaya çalışıyorum.
Pazar günü yalnızca beş ana yemek belirliyorum. Ne yiyeceğiz sorusu ortadan kalkınca dışarıdan sipariş de azaldı.
On yıl önce yalnızca hikâyeyi izlerken şimdi karakterlerin sessiz kaldığı yerlere dikkat ediyorum.
Pratiklik mi, ritüel mi ağır basıyor?
Tarifi değiştirmek yerine mayalanma süresini uzattım. Daha az uğraşla daha iyi sonuç çıktı.
Her gün hedeflemek yerine hava uygun olduğunda seçmek baskıyı azalttı.
Tür, yönetmen, oyuncu veya arkadaş önerisi?