Eve iki durak erken inerek dönmeye başladım
Spor diye ayırdığım saat hep erteleniyordu. Dönüşteki on beş dakikalık yolu yürümek daha kolay oldu; bazen ekmek de aradan çıkıyor.
DEMİŞKEN KEŞFET
Spor diye ayırdığım saat hep erteleniyordu. Dönüşteki on beş dakikalık yolu yürümek daha kolay oldu; bazen ekmek de aradan çıkıyor.
Altını çevirmek beş dakikamı aldı. Aylarca bacağının altına karton koymuşuz. Evde göze batıp da elinizi sürmediğiniz başka neler var?
Merdiven başına bırakılan kutular yolun ortasında kalıyor. Girişi kapatmadan küçük bir alan ayıran bina var mı aranızda?
Kapının yanındaki küçük kâseye bırakıyorum. Başta çocukça geldi ama her sabah mont ceplerini aramayınca değdi.
Matkabı istediğim gün söylersem ayıp olur mu diye düşünüyorum. Kendim alınca da işim biter bitmez götürüyorum ama herkesin hesabı farklı.
Sepetin yanında ayrı bir torba var, bazısı aylardır eşini bekliyor. Atınca da ertesi gün diğeri çıkacak gibi geliyor.
Gazete seriyorum, rüzgâr çıkarıyor. Küçük saksı için büyük muşamba da uğraştırıyor. Bunun pratik bir düzeni olmalı.
Makineyi alırken çıkan parçalar dolabın üstündeydi. Koltuk aralarını yıllarca büyük başlıkla zorlamışım. Kullanım kılavuzuna ilk gün dışında da bakmak gerekiyormuş.
Taramak için kutuyu açmıştım. Anneme bu hangi yazdı diye sorunca fotoğrafın dışında kalanları da anlattı. Tarama işi hâlâ yarım ama bazı isimleri artık biliyorum.
İlk ay yalnız yürüyordum. Şimdi fırının önündeki amcayla, köpeğini gezdiren komşuyla baş selamı var. İsimlerini bilmiyorum ama sokak daha tanıdık geliyor.
Salonun ortasında durunca iki gün misafir gibi ağırlıyoruz. Duvara açılan modelleri kullanan var mı, yükü ve yerini nasıl ayarladınız?
İnternette gördüğüm düzenleyicilere bakıyordum. Önce kullanmadığım iki kapağı ayırdım, kalanlar zaten sığdı. Bir şey almadan önce dolabı boşaltmak gerekiyormuş.
Saçağın altında on dakika bekledik. Yanımdaki teyze hangi otu neye koyduğunu anlattı, ben de aldığımdan daha çok şey öğrenmiş oldum.
Mahalle daha açılmadan bir sandalyeyi dışarı aldım. Bir şey okumadan oturmak başta sıkıcı geldi, sonra aşağıdaki fırının hazırlığını seyrettim. Kahve yine soğudu.
Geçen gün çantayı boşalttım; iki ajanda, üç kablo, eski anahtar vardı. Her gün eve ofis taşımayı bırakacağım ama yedekleri azaltmak zor geliyor.
Bakiye bitince hatırlamak yerine hafta başında kontrol ediyorum. Sabah turnike önünde çantayı karıştırmamak için bu kadarlık düzen yeterliymiş.
Mutfak için ayırdığım bez salonda çıkıyor. Renk kuralını yalnız ben biliyorsam pek kural olmuyor galiba. Etiketli sepet kullanan var mı?
Kapıyı açınca kesiliyor, kapatınca başlıyor diye epey dinledim. Rafı boşaltınca anlaşıldı. Gereksiz yere bütün mutfağı sessizliğe almışım.
Arkadaşım yürürken anlatıyor, ben işte dinleyemediğim için akşama kalıyor. Sohbeti seviyorum ama saat ve yer gerçekten değiştiriyor.
Otobüste düşürdüğüm kartlığı fark edip iki durak koşarak getirdi. İsmini öğrenemedim ama eve gülümseyerek gittim.
Musluk contasını değiştirmekle başladım. Doğru alet ve sabırla birçok küçük işi servis çağırmadan çözmek mümkün.
Ev, ortak ofis ve kafe arasında düzeniniz nasıl?
Alarmı kapattıktan sonra telefonu başka odada bırakıyorum. Haber ve mesajlara biraz sonra bakmak zihnimi rahatlatıyor.
Bir raf ve 'aldığın kadar bırak' notuyla başladı. Şimdi çocuk kitapları için ikinci raf eklenmiş.
Sabah kısa süre ışık alıyor; bakımı kolay bir başlangıç bitkisi arıyorum.
Yasaktan çok karşılıklı düşünmeyi artıran, sizde işe yarayan uygulamaları merak ediyoruz.
İyi terziyi, sessiz parkı veya doğru tamirciyi aynı sokakta yaşayan biri biliyor.